7 Kasım 2008 Cuma

SILENCE IN THE STUDIO

Bu platform, bir şeyleri tanıtmak veya anlatmak amaçlı ise, anlattığımız veya tanıttığımız her şey biraz da kendimizi içerecektir. Buradan hareket edelim ve diyelim ki “atom heart mother suite” eğer bir şarkıysa şu ana dek yapılmış en iyi şarkıdır. Ve ikincisiyle arasında çok büyük bir mesafe vardır. Şarkıysa diyorum, çünkü müzikal bir ürün olduğu kesin ise de, yapılabilecek kimi ‘şarkı’ tariflerinin içine sığmayabilir. Pyschedelic diye isimlendirilen türü itibariyle pink floyd müziği zaten 70’li yılların rock’ından farklı ve kendi türü içinde bile üst düzey bir çizgide bulunuyorsa da, genel müzikal temalar çok doğal olarak 70’li yılların rock müziğiyle epeyce bir örtüşür. Bu açıdan sıradan rock dinleyicisine pink floyd dinletip, bu eser hangi yıllara ait olabilir diye sorulduğunda 70’li yıllar cevabı alınabilecektir. Bu durum ‘aşmış’ diye nitelendirilmeyi hak etmesine rağmen echoes veya shine on you crazy diamond için de geçerlidir. Ancak atom heart mother o yılların müziğinden tamamen kopmamış ve şarkıdaki kimi temalar klasik rock anıştırmasına çok yakın olsa da bir bütün olarak katiyen bağımsız niteliktedir. Kısacası bu şarkının hangi yıllarda yapıldığını fark etmek veya bu şekilde kategorize etmek zorlama olur.

Kalbine uranyumla çalışan atom pili takılmış bir annenin trajik öyküsünü gazetede okuyup ismini taktıkları ve Pink Floyd’un ilk kez orkestra ve koro kullandığı rivayet edilen bu şarkının Pink Floyd tarafından canlı çalınıp çalınmadığı konusu halen netliğe kavuşmuş değil. Benim eğilimim ise, şarkının niteliğine bakıldığında tamamıyla aynısının canlı olarak pek kolay çalınamayacağı. 1970 tarihli Atom Heart Mother albümündeki bu şarkı 23 dakikadan birkaç saniye fazla sürer ve grubun tarihinde yaptığı en uzun parçasıdır. Ama şarkı, bir yaşam formatının ta kendisinin ruhu olduğu için, o yaşam formatına angaje bir müziksevere keşke daha uzun olsaydı, mümkünse hiç bitmeseydi dedirtir.

Motor gürültüsünden at kişnemesine, garip insan seslerinden şekilsiz elektronik efektlere kadar ve bu arada tabi ki gitar, viyolonsel ve bir sürü enstrümanı inanılmaz bir müzikal uyum ve bütünlük içerisinde eritmiş şarkının, Romalı askerlerin zafer arabalarının geçişinin, ikinci dünya savaşının en trajik döneminin, uzun bir bozkır yolculuğunda insanın içinde büyüyen dingin ama öfkeli ruh halinin, tanrıyla sohbet ederken geçen dakikaların, kölelerin ayaklanmasının, daha önce hiç duyumsanmamış güçte aşık olunan kişinin elini tutma anının, coşkulu bir zikir ayininin hepsi için fon müziği olabileceğini düşünüyorum. Bu şarkının size verdiği duygu nedir diye sorduğumda muhtelif kişilerden yukarıda saydıklarım gibi çok tezat cevaplar aldığım olmuştur. Kütüphanelerin en güzel raflarını hak ediyor.

Şarkı, uvvvaaaaa, hhhhohhhhh, rrrrrrrrrrrrrr, dapatipa, haaaaaaaaaa, wassapppuuuuu, pampam vs. şeklindeki birtakım (benim hangi dilde veya ne anlamda olduğunu anlamadığım) kadın, erkek ve koro vokalleri dışında sözsüzdür. Bir tek istisnayla: 19. dakika 11.inci saniyesinde söylenen, şarkının tek sözünün ne olduğunu dinleyin bakalım anlayabilecek misiniz? 2

Hiç yorum yok: