11 Kasım 2008 Salı

Ali Ulvi Hünkar Olmak


Jean-Paul Charles Aymard Sartre, " bir insan her zaman bir hikaye anlatıcısıdır; kendi hikayeleriyle ve başkalarının hikayeleri ile çevrili yaşar; başına gelen her şeyi onlar aracılığıyla görür ve hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır." diyor. (Photo: Ali Ulvi Hünkar-sağ) Herkes hergün benzer hikayeleri anlatır fakat bazı insanlar o kadar güzel aktarırlar ki bu hikayeleri. Son zamanlarda bu hikaye anlatıcılarından en müstesnasını sizle paylaşmak isterim. Onun yazdıklarını izlerken veya okurken ne hissettiğimi düşünmekteyim ciddi bir süredir. Galiba şuna benzer birşey hissediyorum. Ali Ulvi Hünkar kelimeler ile insanı kaçamayacağı bir köşeye sıkıştırıyor. O köşede, kaçamayacağınızı anlıyorsunuzve size diz çöktürüyor ve diz çökerken sizi hüngür hüngür ağlatıyor, ve oradan uzaklaşıyor. Bir senaryo yazarı olan Ali Ulvi, aslında senaryo yazarı değil bana göre. bir “hayat yazarı”. Bu pırıltıyla, en son senarist Atilla İlhan’ın efsanevi “Kartallar yüksekten uçar” dizisinde, Banazlı ismailin rakı kadehini “usuletle ve suhuletle gülüm” diyerek kaldırıp kimseye etmem şikayeti söylemesi ve yaşlı gözlerle gördüğü pişmanlık dolu sanrılarının, dizinin son bölümde açık şekilde aslında ne olduğunun görülmesiyle yüzleşmiştik. Ne idi o gerçek? Dizi boyunca Bilinmeyen bir şekilde zengin olarak ege yoresinin kirsal kesimini terk ederek istanbul da buyuk adam olmus, karabulut holdingi kurmuş çoğu zaman efkarlı tatlı sert Banazlı İsmail’in , en yakın arkadaşı ve kendi gibi kuvvacı çolak efeyi, taşıdıkları milli mücadele altınlarını almak için ve de daha da çok her zaman gözü olduğu çolak efenin karısını elde etmek için, göreve giderlerken kuytu bir dağ başında arkadan vurnuş olması gerçeği idi. Bu gerçeğin seyircinin nezdinde ortaya çıkması flash backlerin tam olarak seyirciye son bölümde gösterilmesiyle oldu, ve buna rağmen Banazlıdan bir türlü nefret edemememize ne sebep olmuştu? Sanki günahsız olmadığından ilk taşı atamamıştık. Bu tam açıklayamayacağı mız, yada daha doğrusu cüret edip açıklamaya çalışmayacağımız şey Ali Ulvi Hünkarın kelimelerinde çok yoğun şekilde vardır. Bu dehayı Ali Ulvi Hünkarın Yeditepe İstanbul Dizisinde görebiliriz. Fakat Sonraki eserlerinde bunu, anlayamadığım bir sebepten, şimdilik görememekteyiz. (Sultan Makamı dizisini biraz dışarıda tutuyorum). Yeditepe İstanbul Dizisi http://www.youtube. com/watch? v=z4gKfFbHazQ Buradan izlenebilmektedir. ------------------------------------------- Dizinin bazı öldüren replikleri------ * Duru, Ömer'in vücuduna jiletle çizdiği D harfini görünce sorar duru: Bu neyin "D"si omer: Hiiiiiç .dünyanın "D"si. * (12 eylül döneminde olaylara katılıp, hapse düşüp işkenceden akıl sağlığı bozulan Ali uzun yıllar sonra hapisten çıkmıştır. , evden dışarı çıkabildiği nadir bir günde teknik üniversiteden eski üniversite hocasını ziyaret etmeye gitmiştir. Hocası inzivaya çekilmiş ve bir yandan şarap çekerek bahçesinde kümes yapmaktadır.) Hoca: hadi çek bi fırt Ali: hayır ben epeydir ayık değilim zaten Hoca: evet ama ben içeceğim,özellikle hava kararmaya yüz tutunca ayıklığa dayanamıyorum Ali: size gelmek sizi bulmak benim için önemliydi hocam çünkü size sormak istediğim bişey vardı,çok önemli bişey... Hoca: bak şimdi merak ettim Ali: neredeydiniz hocam,arkadaş lar neredeydi,bütü n o koşuşturmalar, o eylem planları,paylaş tığımız her şey neredeydi?? Bir şeyler söyleyin hocam o kalabalıklara ne oldu? o meydanlara sığmayan kalabalıklara. .. üç beş kişiden bahsetmiyorum ben, mümkün mü yüz binlerin aynı anda unutması her şeyi Hoca: kimi adını değiştirdi,kimi yüzünü hatta kalbini bile değiştirenler oldu ali,kimi kayboldu,senin gibi derinlere düşmeseler de.... içmeyeceğine emin misin? (ve fonda Yeni Türkü'den KALBİM KIRMIZI çalar...) * yusuf kitap sattığı dönemde, bir duvar dibinde kitap okurken olcay geliyor yanına fakat yusuf görmüyor Yusuf (farkediyor) : Olcay, sen ne zaman geldin? Olcay: Bir kaç sayfa önce.. * Babasız omerin dul annesi, o cok kucukken, sevdıgı adamla onu terk edip gıtmıstır . Ananesi Hava’ya bırakmıştır Çocuğu. omer sevdıgı durunun da yurtdısına cıkacagını ogrenıyor.elıne atlası alıyor ve duruya,, omer: nereye dıceksın doguya mı batıya yoksa kuzeye mı gıdeceksın.guneydogum u yoksa.orası en guzelı en sevdıgım.nereye gidersen gıt annemın gıttıgı yere gıtme duru.cunku oralardan donus olmuyor… * Ömer: ( duru'ya) :...seviyorum diye haklı olmam da gerekmez ..hem ben seni iskambil destesinde bulmadım ki şansıma küseyim.. * yusuf: aşkta kar-zarar defteri yoktur... alacağın varsa yüreğine yazacaksın... * Yusuf: Adım Yusuf, otuzbeş yaşındayım. Daha hiçbir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. O yüzden kenarındayım.. . * [Ömer: Ruhi Sarı, Yusuf: Emre Kınay, Ali : Uğur Polat, Önem: Günay Karacaoğlu, Havva: Meral Okay] OzanA

1 yorum:

Adsız dedi ki...

ali ulvi hünkar ı televizyondan tanıdım.senaryosunu yazdığı her dizi beni etkilemiş.unutamadığım diziler hepsi o na ait.yedikuleli mihriban hariç o da zaten selim ileri nin.ne diyeyim sanki dizi değil de bir roman içinde gibi hissediyorsunuz.çok farklı çok başka yerde.türk izleyicisi keşke o seviyede olabilse.